4/12/2009 · Kategori: Diyet
Eşimin askere gitmesi ile ben de diyete başlayacağım. Döndüğünde onu şaşırtmak ama öncelikle de kendimi şaşırtmak istiyorum.
Yavaş yavaş altyapıyı da oluşturmaya başladım; diyet listesi, arkadaş desteği (Pınarcım sevgiler:)), vazgeçilecek alışkanlıklar, spor salonu üyeliği, yaşam tarzında yapılacak değişiklikler (asansörü hayatımdan çıkarmak gibi) vs.
Su içmek bunların başında. Özellikle cilt sağlığı için nem şart, nemlendiricilerden daha etkili şey ise bol su içmek.
Bol su içmeyi çok öncelerinden beri alışkanlık haline getirmeyi başardım aslında. 1,5 litrenin altına düşmüyorum genelde. Fakat 2.5-3 litreye kadar çıkarmak için çabalarım devam.
İşyerimde masamda su dolu bir şişem, evde oturma odasında her zaman taze su bulunan bir sürahim var. Şimdi de yatak odasında, bir bardak yatmadan önce bir bardak da kalkar kalmaz içmek için su bulundurmaya başlıyorum. Arabada geçirdiğim zamanları da düşününce bir şişe de arabay edineyim en iyisi.
Su demişken, bu ufaklığın güzelliği sudan mı acaba?

Bol sulu günler:)
Yorum (1)
Yorum yaz!
3/12/2009 · Kategori: Hayattan
Bu mevsimin vazgeçilmezlerinden biri de nardır herhalde. Hele de İzmir'in türkülere konu olan çekirdeksiz narı olursa.
Nar bereketin bolluğun simgesi. Nar sağlık, nar çok yiyenler için sodadan daha etkili bir rahatlatan. Yeşil çay ve kırmızı şaraba göre üç kat fazla antioksidan.
Şifası çekirdeğinden ve kırmızısından.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Hamsinin en bol en lezzetli olduğu zaman. Çıtır çıtır kızartılmış hamsi ile bol salata, hem sağlıklı hem lezzetli bir yemek olacaktır.
Hamsileri iki taraflı unladıktan sonra kızartabilirisiniz. Ev koksun istemiyorsanız, beyaz bir kağıdı kızaran hamsilerin üzerine kapatırsanız, bu size yardımcı olacaktır.
Afiyet olsun....

Yorum (yok)
Yorum yaz!
1/12/2009 · Kategori: Hayattan
Cennet elması, bana lezzeti ve yumuşaklığı ile hep sonbahardan kışa geçişi hissettirir. Kıştır, yapraklarını dökmüş ağaç kışın tüm yalın halini sergiler. Sonbahardır, turuncu meyveleri ile sonbahardan kalma günleri hatırlatır. Tam iki mevsim geçisinde meyveleri lezzetlenir, kasım aralık gibi. Yumuşak ve tatlı lezzeti ile bu iki kuru ve soğuk mevsimi yumuşatır kendince. Başkada meyve ağacı varmıdır, tüm yapraklarını dökmesine rağmen meyvelerine sonuna kadar sahip çıkan onu da bilmiyorum.
Resimler flickr'dan. Persimmon Lover grubundan. Meyvenin ingilizcesi persimmon. Bayramda İzmir Bademli'de bu ağaçlarla sık sık karşılaşmama rağmen, makinem yanımda olmadığı için kendi resimlerimi çekemedim.
Bu mevsimde renginden tadından yoksun kalmayın cennet elmasının.

Yorum (2)
Yorum yaz!
Salatalarda mor (kırmızı) lahana ancak ince doğrandığında ve sirkede bekletildiğinde güzel oluyor.
Eğer sirkede bekletme zamanınız yok ise, ince doğranmış lahanayı tuz ile ovarak da aynı lezzeti elde edebilirsiniz.
İnce doğramak içinse, resimdeki gibi lahanayı ikiye hatta dörde bölerek doğrayabilirsiniz.

Yorum (yok)
Yorum yaz!
16/11/2009 · Kategori: Pilavlarim
Çok aç olduğumuz zamanlar gözümüz doysun diye galiba yemekleri çok çok yapıyoruz. Makarna da bunların başında. Bir paket makarna pişirince bıkmadan bitirmek de zor oluyor. Neyseki Ufuk çok seviyor makarnayı. Ama ben gene de değişiklikler yapmaya çalışıyorum daha keyifle yiyebilmek için.
Ispanaklı fırın makarna da böyle bir ihtiyaçtan yapıldı. Devletşah'ın videolarını kurcalarken görmüştüm bu makarnayı. Biz çok beğenerek yedik. Şimdiden sizlere de afiyet olsun.
İçindekiler:
- Yarım paket kadar pişmiş makarna
- Yarım kilo ıspanak
- 1 baş soğan
- kaşar peyniri - başka bir peynir de olabilir, değişik peynirleri karıştırabilirsiniz
- ceviz
Hazırlanışı:
Ispanakları güzelce yıkadıktan sonra, yemeklik doğradığımız soğanlarla pişiriyoruz.
Fırına girebilecek bir kaba, borcama önce makarnayı üzerine pişmiş ıspanağı koyup biraz karıştırıyoruz. Üzerine peyniri döküp, dövülmüş cevizden de ilave ettikten sonra 175 C fırında 10 dakika kadar pişiriyoruz. İçindeki malzemeler zaten pişmiş olduğu için daha kısa sürede de fırında çıkarılabilir, önemli olan malzemelerin ısınması ve peynirinizin erimesi.
Vee sonuç....


Hazırlama süresi : 15 dakika
Pişme süresi: 10 dakika
Kişi sayısı : 4 kişi
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Blogcu kontrol panel kısmında bir güncelleme yaptı, yeni özellikler eklemişler. Belli ki emek verilmiş fakat bu arada bazı aksaklıklar da yok değil. Geçen hafta eklediğim İlkay'ın tarçınlı kurabiyesinin kaybolması ve de ruh halime göre güncellediğim şablonumun eskisi ile değişmesi gibi. Ayrıca geçen cuma ıslak kek tarifini eklemeye çalışmıştım fakat tüm yazdıklarım kaydedilemeden silinmişti.
Ama ben yılmıyorum, tekrar ıslak kek tarifini ekliyorum çünkü birkaç arkadaşım özellikle bu tarifi istemişlerdi benden. Bu tarifi portakalağacı'ndan almıştım, zamanla yapa yapa kendime göre en lezzetli hale geldi.
İçindekiler:
- 4 yumurta
- 2 su bardağı şeker
- 1 su bardağı süt
- 1 su bardağı sıvıyağ - genelde yarımdan biraz fazla koyuyorum.
- 2 çorba kaşığı kakao
- 1 su bardağı un
- kabartma tozu ve vanilya
- 1 su bardağı vişne suyu - 1 çay bardağı koyuyorum, su bardağı ile çok ıslak oluyor.
Hazırlanışı:
Yumurta, şeker, yağ, süt, kakaoyu karıştırıyoruz ve karışımdan 1 su bardağı ayırıyoruz.
Kalan karışıma unu, kabartma tozu ve vanilyayı ekliyoruz.
Yağladığımız kek kalıbına ya da borcama döküyoruz. 180 C'de 20-25 dakika pişiriyoruz. Pişerken fırının kapağını açmamaya özen gösterin, açıldığı zaman kek genelde çöküyor.
Keki fırından çıkarıyoruz ve fırını kapatıyoruz. Vişne suyunu kekin üzerine döküp 3-4 dakika çekmesini bekliyoruz. Ardından ayırdığımız karışımı kekin üzerine dökerek ılık fırına tekrar koyuyoruz, fırının ısısı ile harcı çekmesini bekliyoruz.
Hindistan cevizi ile süsleyerek servis yapabilirsiniz. Afiyetler olsun....

Hazırlama süresi : 10 dakika
Pişme süresi: 25 dakika
Kişi sayısı : 12 kişi
Yorum (yok)
Yorum yaz!
11/11/2009 ·
Taa lise yıllarında evden, annemin yakınlarından ayrılmış olmanın üzüntüsünü hep yaşarım. En çok da daha annemden, ananemden öğrenmem gereken çok şey olduğunu düşünerek. Bilmem tarhana yapmayı öğrenseydim şu anda yapar mıydım, çünkü annem, ananem ve canım yengem hiç eksik etmiyorlar ki evimden tarhanayı, makarnayı, salçayı, reçeli, marmelatı ve birsürü başka güzel ev ürününü. O yüzden henüz eksikliğini hissetmediğim bir çok şeyi ilerde yapmak ister miyim acaba? O zaman da yengemden öğrenebilirim aslında, hala şansım var:)
GDO'lu ürünlerin serbest kalmasından önce de hormonlu ürünlerden korkardım. Hala her aldığım meyveyi, sebzeyi koklayarak alıyorum, çünkü İzmirli olarak domatesin, elmanın, salatalığın kokusunu duymaya alışığım pazarda. Ankara'da meyve ve sebezelerin kokularını çoğu zaman yakalayamasam da, mevsiminde yemeğe çalışıyoruz genelde hepsini. Hep der annem, Ankara'da kışın domates yeme diye.
Taze meyve sebze hevesim ile, İzmir dönüşlerinde sanki pazardan geliyormuşuz gibi arabamızı doldurmadan gelmiyoruz Ankara'ya. Ufuk, annnemden korkardık tatil dönüşlerinde, gördüğü heryerde pazara uğramak isterdi, sen de annem yolundasın der durur hatta. Fakat Ödemiş'ten aldğımız kabak ile yaptığım kabak yemeği ve Ödemiş'in petek balından sonra daha ılımlı bakıyor artık benim pazar hevesime, henüz babamın aldığı çatak domateslere alışamamış olsa da:)
Yılmaz Özdil yazısında GDO'lu tarifleri ve doğal ürünlerden nasıl uzaklaştığımızı anlatmış ince kalemi ile. Onun yazısı üzerine fazla da lafa gerek yok aslında....
GDO’lu diyet tarifleri
Haliyle panik halindesiniz… “Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten nasıl kurtuluruz?” filan.
Şöyle…
Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya… Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya… İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.
Ne verirlerse…
Onu yiyeceksiniz.
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz… Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli… Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran… İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef… Torunlarınız da.
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için… İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde salça yapmak? Şikâyet edip
duruyorsun, içine katkı maddesi
konuyor, zorla beyazlatılıyor diye… İster tam buğday unundan, ister
çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız… Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan
medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?
Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun… Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun… Ne işe yaradı senin pazara gitmen?
Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi… Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!
Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun… Brüksel lahanası yiyerek mi AB’ye gireceğini sanıyorsun?
Çin’den bal getiriyorlar mesela… Taaa Arjantin’den, Meksika’dan bal getiriyorlar. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan… İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin! Ben iddia ediyorum… Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli’de, Pervari’de terör bile azalır, terör bile.
Uzatmayayım.
Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.
Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını değiştirdi!
Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.
Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz… Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.
Yılmaz Özdil, 09.11.2009 Hürriyet
NOT : Bu haberi benimle paylaşan arkadaşım Selcan'a çok teşekkürler.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Jülyen doğrayıcının ve çin salatası sosunun resmini jülyen salata yazıma ekledim.
Afiyet olsun.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Şarlot pastanın görüntüsüme vurulmuştum, ninomutfakta'da tarifini gördükten sonra denemeye karar verdim. Önce küçük olarak denedim, ofiste arkadaşlarımın yorumunu almak için sundum. Çok beğenildi, büyüğünü yaptığımdaysa hüsran oldu. Pastanın içerisi puding olduğu için pasta kendini saldı ve dağıldı.
Ben ilk küçük denememin fotoğrafını çekmiştim, onun resmini ve tarifini koyuyorum.
İçindekiler:
- 1 paket peki rulo kek
- 1 paket light kakaolu puding
- dövülmüş ceviz
- çikolata sos
Hazırlanışı:
Rulo keki 1 cm kadar kalınlıkta dilimliyoruz. Pastayı yapacağımız kabın içini önce jelatin ile kaplayıp, sonra her tarafına dilimlenmiş kekimizi yerleştiriyoruz.
Puding pişiriyoruz, biraz yoğun kıvamda yapılırsa şeklini daha iyi koruyacaktır.
Pudingin içine ben biraz da ceviz karıştırdım.
Pudingi içini kekle kapladığımız kabın içine döküyoruz ve isterseniz üstünü de kek veya bisküvi ile kaplıyoruz.
Buzdolabında en az 3 saat bekletmek lazım. 1 gece beklettiğim de oldu, ne kadar uzun kalırsa puding o kadar şeklini alıyor.
Pastayı ters çevirip, üzerini ceviz ve çikolata sosu ile süsledim. İşte pastamız:)
Hazırlama süresi : 20 dakikaPişirme süresi : 5 dakikaBekleme süresi: en az 3-4 saatKişi sayısı: 8 kişi
Yorum (2)
Yorum yaz!
Haftasonu misafirlerim gelecek diye alternatif tarifler araştırmaya başladım haftaiçinden. Tabii ilk defa yapacağım için tarifleri her gece birini denedim evde.
Sonra işyerinde arkadaşlarıma ikram ettim ve fikir aldım nasıllar diye. Tuzlu kek çok beğenildi. Kahvaltı niyetine yedik güzelce.
Tarifi meltemmutfakta'dan almıştım. Teşekkürler Meltemcim.
İçindekiler:
-4 yumurta
-1 su bardağı sıvıyağ (belki biraz daha az kullanılabilir)
-3 çorba kaşığı yoğurt
-1 su bardağı zeytin (çekirdeği çıkarılmış)
-yarım taze sıkılmış limon suyu
-1 çay kaşığı kuru kekik
-1 çay kaşığı nane
-1 çay kaşığı tuz
-1/2 çay kaşığı karabiber
-1/2 çay kaşığı pulbiber
-1 paket kabartma tozu
-1 çorba kaşığı susam
-1 çorba kaşığı çörekotu ve/veya 1 çorba kaşığı keten tohumu
Hazırlanışı:
Yumurta, zeytinyağını mikserle iyice karıştırdım.
Yağı ekleyip karıştırmaya devam ettim.
Baharatları ekledim ve biraz daha karıştırdım.
Kalan malzemeleri de ekleyip homojen bir karışım elde ettikten sonra, yağladığım kek kalıbıma eşit şekilde dağıttım. Üzerini çörek otu ve susam ile süsledim.
Önceden ısınmış 180 C de 30 dakika pişirdim.
Kalıba koyduğumda az görünen karışım çok güzel kabardı. Bir sonraki denemem de daha lezzetli olması için içine biraz da peynir koymayı düşünüyorum.
Hepinize afiyet olsun...

Hazırlama Süresi : 15 dakika
Pişme süresi : 30 dakika
Kişi sayısı : 8-12 kişi
Yorum (1)
Yorum yaz!
30/9/2009 · Kategori: Boreklerim
Canım annem, tatillerde yanına gittiğimizde hep döktürür.
Tembel böreği, bir diğer adı da yalenkeyi küçüklüğümden beri çok severim. Annem de annanemden öğrenmiş. Yazın vazgeçilmez kahvaltılıklarındandır, ya da denizden sonra atıştırmalıklarından. Aslında tarif çok basit ama bir ölçüsü olmadığı için ölçerek yaptıktan sonra tarifi ekleyeceğim.
Ufuk yalenkeyi Italyan ekmeklerine benzetti, hamurun içinde kuru nane ve peynir olduğu için kendinden lezzetli.
Ellerine kollarına sağlık annem...

Yorum (1)
Yorum yaz!
Patates salatası ve tava böreği Zuhal teyze'den. Ellerine,neşene sağlık Zuhal teyzecim, öyle herhangi bir patates salatası gibi bakmayın resme, tadı hala damağımda:)
Yorum (1)
Yorum yaz!
Çin lokantasında yediğimiz jülyen doğranmış salataya bayılıyorum, hafif sarımsaklı gibi olan sosuyla falan süper bir lezzet. Adım adım o lezzete ulaşmaya çalışıyorum. Bu salata için Metro'dan bir sos aldık. Metro değişik sosları ve dünya mutfaklarından lezzetleri denemek isteyenler için çok çeşitli ürünler sunuyor. Başka marketlerde bulamadığınız malzemeleri burda bulabilirsiniz. Sosun resmini de en yakın zamanda ekleyeceğim. Ayrıca jülyen doğramak için kullandığımız aletin resmini de.
Bu aleti bulmak için çok çeşitli jülyen doğrayıcıları denedik, ama en başarılısı bu çıktı, diğerleri çok ince doğradığı için sebzelerin diriliği kalmıyor, çok çabuk parçalanıp dağılıyorlardı.
İşte sonuç :
-2 adet salatalık
-2 adet havuç
- soya filizi
Salatalık ve havuçları jülyen doğrayıp, yıkanmış soya filizleri ile karıştırıyoruz. Ardından üzerinde sosunu ilave ediyoruz, ben biraz da limon sıkıyorum, tabii tuzu ve zeytinyağını da unutmamak gerek. Afiyet olsun.

Jülyen doğrayıcı ve sos. Doğrayıcıyı Eminönü'nde bir züccaciyeden almıştım.
Yorum (4)
Yorum yaz!
İnsanın kendi evi olmasının en güzel yanlarından biri de kendi keyfince hazırladığı sofralarda arkadaşları ile geçirilen eğlenceli, sohbetli zamanlar.
Dün akşamda çook sevdiğimiz arkadaşımız Murat bizdeydi, evimizi neşelendirdi. Ona fırında somon yaptık. Yanına nar ekşili roka salatası, jülyen doğranmış çin usulu salata ve kuru börülce salatası hazırladık. Ardından da benim spesiyallerimden olan fırında sıcak helva tatlısı. Ama henüz onun güzel bir resmini çekmediğim için tarifini veremiyorum.
Fırında somon çok pratik bir yemek.
Dilim somonları sarımsak, zeytinyağı, tuz ve istenirse biraz limon ile marine ediyorum. Daha sonra fırın poşetinde üzerine defne yaprağı, limon ve de soğan dilimi ekleyerek 45 dakika kadar pişiriyorum. Fırın poşetine yapışmaması için poşetinin içini biraz unlamak gerek. Masa hazırlığı ve salatalar ile birlikte bir buçuk saat içinde hazırlanabilen bir yemek.
Hazırlama süresi : 10 dakika
Pişme süresi : 45 dakika
Kişi sayısıs: Somon dilimi sayısı

Yorum (1)
Yorum yaz!
8/9/2009 · Kategori: Hayattan

Zerrincim pastazer beni mimlemiş, ilk mimlenişim, heyecan yaptım:) Bana kreativ blog ödülünü göndermiş. Çok incesin Zerrincim, çok teşekkür ediyorum ve hemen yapmam gerekenlere geçiyorum.
Yapılması gerekenler;
1. Ödülün logosunu bloguna eklemek.
2. Ödülü aldığın kişinin linkini, ödülle ilgili yazına yazmak.
3. Sevdiğin 7 şeyi listelemek.
4.Sevdiğin 7 blogu listelemek.
5.Ödülü göndereceğin bloglara mesaj bırakmak
Sevdiğim 7 şey:
1.Klasik bir ilk ama onlarsız hayatı düşünemiyorum, Ailem ve kendi yeni küçük ailem
2.Arkadaştan öte olan bir kaç dostum (onlar bunu okuduklarında kendilerinden bahsettiğimi anlayacaktır)
Yorum (2)
Yorum yaz!
Balık yedikten sonra en zor kısmı da mutfağın ve bulaşıkların temizlenmesi. Eğer bulaşık makinasında yıkadığınız balık bulaşıklarında koku kalmamasını istiyorsanız, makinayı çalıştırmadan önce bulaşıkların üzerine biraz çamaşır suyu dökün, yıkandıktan sonra hiç koku kalmadığını göreceksiniz.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
6/9/2009 · Kategori: Hosaflarim

Yazın meyve çok bol, serin serin hoşaf olmadan sıcak yaz geçmiyor. Bu sefer evde elmalarım vardı, onları değerlendirmek istedim. Bir de geçen sene annemin yaptığı kayısı reçeli vardı, biraz mayhoşlaşmış olduğu için yiyemiyorduk. Eski tariflerime baktım da, hep evde hoşaf için kullanacak kayısı reçelim oluyor galiba:)
İçindekiler:
- 1 kg elma
- 2 su bardağı şeker veya evde bulunan 1 kg kadar reçel
- bol su
Hazırlanışı:
Elmaları soyup orta büyüklükte doğradıktan sonra üzerine kayısı reçelini ekledim şeker olarak. Elma piştiği zaman yumuşuyor, dağılamaması için çok küçük doğramamak lazım. Üzerine de 3-4 parmak geçecek kadar su koyup kaynatıyorum. Buzdolabında soğuttuktan sonra servis yapabilirsiniz. Serin serin serinlemek için...
Hazırlama süresi : 10 dakika
Pişme süresi: 30 dakika
Kişi sayısı : 8-12 kişi
Yorum (yok)
Yorum yaz!
3/9/2009 · Kategori: Gezi
Ekvatora 30 km uzaklıkta olan Bali Adası, güney yarım kürede bulunuyor. Tüm sene boyunca sıcaklık 25 ile 35 derece arasında değişiyormuş. Muson yağmurlarının olmadığı dönemlerde de düzenli yağış alıyor. Çok çeşitli tropik meyveleri var. Genelde suya doymuş uzun uzun ağaçlar bulunuyor adada. Adadaki tek ufak bitkiler süs bitkileri. Meyve bu kadar bol olunca çok da ucuz. Özellike muzun envayi çeşidi var. Temel yiyeceklerinden biri pirinç, biri muz biri de kahve. Kırsal kesimde insanlar bir bardak kahve ve kızarmış muz ile kahvaltı ediyorlarmış. Her yerde muz ve hindistan cevizi ağaçları bulunuyor. Büyükçe hindistan cevizlerinin içinden 1.5 litreye yakın su çıkıyor. Tadı da normal suya çok yakın. Halk turiste çok alışmış, pirinç tarlalarını görmeye gittiğimiz bir yerde çiftçi bize hemen bir hindistan cevizi ikram etti. Resimde arkada görünen kısım Bali'nin kartpostallara konu olan pirinç tarlaları.

Adaya özgü meyveleri salak. Dışı timsah derisi gibi ama ince bir kabuk var, içi de kestane gibi neyaz fakat sarımsak gibi diş diş. Bir meyvenin içinde en fazla 3-4 diş bulunuyor, yani dişler baya büyük.
Passion fruit. Türkçesi tutku meyvesi. Dışı sert, içinde ise jelimsi bir sıvı içinde çekirdekler var. Hafif ekşimsi güzel bir lezzeti var.
Dragon fruit. Türkçe'ye ejderha meyvesi olarak çevriliyor. Ada'ya özgü bir meyve değil, Japonya'da yaygınmış. Görsel olarak çok hoş bir meyve.
Watermelon ve rock melon. Karpuz ve kaya kavunu. İkisi de bizim karpuz ve kavunlarımız yanında lezzetsiz kalıyor açıkcası.
Papaya ve ananas.
Çeşitli Bali meyveleri. Sokakta satış yapan bir bayanın meyveleriydi.

Minik muzlar.
Yorum (2)
Yorum yaz!
27/8/2009 · Kategori: Gezi
17 saatlik yolculuktan sonra Bali'ye ulaştık. Resimde görülen Kamboçya çiçeği ile karşılandık havaalanında. Adanın her tarafı bu çiçekle kaplı, hemen boynumuza da astılar çiçekten bir kolye.
Bol bol gezdik gördük Bali'de. Her lezzetten tattık. Bu sebeple uzakdoğu'ya gidip kilo alıp gelmeyi başaran nadir çiftlerdenizdir eminim. Alışık olmadığımız tadlar ve yemeklere rağmen, hepsinden tadalım hevesimiz ile eşimle ikimiz de kilo alarak döndük Bali'den.
Bali'de ana besin pirinç. Siyah, beyaz ve kırmızı çeşitleri var. Pirinç yemekleri çok lezzetli, nasi goreng(rice), mia goreng(noodle) ve bihun goreng (rice noodle)bazı yöresel yemekleri. Yemekler deniz ürünü ağırlıklı ve sos çeşitleri inanılmaz çok. Pirinci sade olarak pişirip, çeşitli soslarla lezzetlendiriyorlar mesela.
Genelde kırmızı et pek yok, tabakta görünen tavuk ve tuna balığı. Kızartılmış olarak servis edilmiş balık.

Bihun goreng ve karides cips (benim favorilerimden) Yemeğin kenarında muz yaprağı var, muz yaprağını bazı tatlıların servisinde tabak olarak kullanıyorlar.
Kahvaltı tabağı. Domates salatalığa aldanmayın, tadları farklıydı.
Her resimde tabak altında ahşap bir servis var, muson ormanları sayesinde çok bol ahşap var ve ahşap oymacılığı ve kakmacılığı çok yaygın Bali'de. Oymacılık babadan oğula geçen bir zanaat olarak devam ediyor. Ahşap oymacılığının inanılmaz örneklerini de sizlerle paylaşacağım.
Bali'de genelde et suyunun içine karışık sebzeler ekleyerek, bir de kaynamış yumurta, inanılmaz güzel geleneksel bir çorba elde ediliyor.
Masadaki yiyeceklerin hepsi deniz ürünü. Köfteler bile karides köfte. Deniz ürünü çok bol Bali'de ve de tropik meyveler. Bir başka yazımda orda yediğimiz inanılmaz meyveleri de anlatacağım. Ne kadar çok yerseniz yiyin, balık ürünleri kırmızı et kadar şişlik duygusu vermiyor insana. O yüzden baya çok yenebiliyor:)
İçeçecek ananas suyuna biraz likör. Adı chi-chi. Ananas da en bol meyvelerden olduğu için çok çeşitli kokteylleri var.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
22/7/2009 ·
Uzun zamandir blogumu ihmal etmiş olmamın önemli bir sebebi vardı. Evlendim:) Tüm hazırlık süreci, çifte düğünümüz, tatillerimiz hepsi harika geçtiler. Herşeyin bu kadar güzel olması için canla başla uğraşmış olan ailelerimize çook teşekkür ederim. En güzel günümzde yanımızda olan ve isteyip de olamayan arkadaşlarımıza ve yakınlarımıza da kocaman sevgi gönderiyorum. Hepiniz iyi ki varsınız.
Bir yemek blogu için çok duygulu giden bu yazıma biraz da yeni gelecek tariflerimden bahsederek devam edeyim. Artık yeni bir o kadar pratik tariflerimle blogumu aktif tutacağım, bir daha blogumu bu kadar ihmal etmeyeceğime kendi kendime söz verdim:) Zaten pratik tariflere daha çok ihtiyacım olacak. Tabii yemek yapmak yeni mutfağımda çok daha keyifli, bir de bunları yiyen iştahlı bir eşim olduğu için çok sanslıyım. Ee bu kadar güzel şey bir arada, gelsin yeni tarifler, kurulsun bol sohbetli sofralar, buyursun iştahlı ve neşeli arkadaşlar:)
Yorum (7)
Yorum yaz!
Genelde ekmeği tazeyken bitirmeyi başaramayanlardanım. Bayatlayan ekmeklerimi de atmaya kıyamam.
Değerlendirmek için rondodan geçiriyorum, buzluğa koyuyorum.
Daha sonra köfte ya da muhammara gibi mezelerin içinde kullanıyorum.
Yorum (1)
Yorum yaz!
Sinbo ekmek yapma makinam ile çeşit çeşit ekmek yapıyorum, fakat hepsini taze tüketebilecek kadar hızlı değilim.
Bu yüzden ekmeklerimin bir kısmını buzdolabı poşetleri içinde buzluğa koyuyorum. Çıkardığım zaman yeni pişirilmiş gibi tazecik oluyorlar.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Eğer patatesleri sıcak suda haşlayacaksam, önce soyuyorum ve ardından küçük parçalara bölerek kaynama suyuna ekliyorum. Bütün koyduğum zamana oranla yarı zamanda pişiyorlar.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Makarnayı pişirirken içme suyu kullanıyorum. Süzdükten sonra, bu suyu çorba yaparken kullanıyorum. Bu sayede makarna kaynarken suya geçen vitaminlerden de faydalanmış oluyorum.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Uzun zamandır yeni tarif ekleyemedim, mahcubum bundan dolayı. Araya çook güzel olaylar girdi çünkü. Nişanlandım:)
Vee yeni denemelerim ve tariflerimle bloguma geri döndüm.
Bu tarif bilinen pudinglere biraz daha lezzet katıyor, denemenizi kesin tavsiye ediyorum....

İçindekiler:
- 2 paket kakolu puding - (farklı çeşitlerde olabilir, parça çikolatalı, bitter çikolatalı gibi)
- 1 lt süt
- bir kaç parça çikolata
- istenirse tabaklara koymak için bisküvi, bizim tercihimiz probis
Hazırlanışı:
İki paket pudingi bir litre sütte kaynayana kadar yavaş yavaş karıştırarak pişiriyoruz.
Kaynamaya yakın içine çikolataları ekliyoruz. Kalıp çikolatalardan 3-4 parça olabilir ya da evdeki bayram çikolatalarından konabilir. Tabakların içine bisküvi parçaları koyup, pudingi üzerlerine döküyoruz.
Biraz soğuduktan sonra hindistan cevizi ve dondurma ile servis yapabilirsiniz.
Afiyet bal şeker olsun...
Hazırlama süresi : 3 dakika
Pişme süresi: 15 dakika
Kişi sayısı : 3-4 kişi
Yorum (2)
Yorum yaz!

Çok pratik ve çok lezzetli bir tavuk yemeği. Ayrıca körinin de birçok kronik hastalığa iyi geldiğini okudum.Umarım sizde bu yemeği beğenirsiniz.
İçindekiler:
- 2 parça tavuk göğsü
- 1 büyük soğan,
- Köri
Hazırlanışı:
Tavukları küp şeklinde doğruyoruz ve soğanla beraber pişiriyoruz. Ben soğanları tavuklar nerdeyse piştiği zaman eklemeyi tercih ediyorum, hafif diri kalmaları çok lezzetli geliyor bana. Ocaktan indirmeden iki dakika önce de köriyi ekliyorum, 1-1.5 tatlı kaşığı kadar.
Bu renkli yemek herkese afiyet olsun.....
Hazırlama süresi : 15 dakika
Pişme süresi: 20 dakika
Kişi sayısı : 3-4 kişi
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Türk kahvesinin bayatlamaması için buzdolabında saklayabilirsiniz.
Yorum (3)
Yorum yaz!
Yaz aylarında soğuk hoşafların yerini hiç birşey tutamaz benim için. Hoşaf yaparken, şeker yerine evinizdeki kalan reçellerinizi, bal ya da pekmezinizi kullanabilirsiniz. Şekerle yapılmışlara göre daha hafif ve güzel oluyor. (Petekli bal kullanırsanız, hoşaf suyunda petekler olabiliyor.)
Yorum (2)
Yorum yaz!
Bu Sinbo çok maharetli, kek de yapıyor. Cevizli kekim Sinbo tarif kitabından. Yiyenin aklında kaldı, söylemeden edemeyeceğim:)

Hazırlama süresi : 5 dakika
Pişme süresi: 50 dakika
Kişi sayısı : 8-12 kişi
Yorum (6)
Yorum yaz!
« Önceki ::